1. Ana Sayfa
  2. Ege ve yunan tarihi
  3. Ege Bölgesi ve Yunan Tarihi Hakkında Bilgiler

Ege Bölgesi ve Yunan Tarihi Hakkında Bilgiler

Ege bölgesi ve yunan tarihi

Ege ve Yunan tarihi ile ilgili bulunan en eski bulgu M.Ö. 3000’li yıllara dayanmaktadır. Bu bulgular Ege’de bulunan Girit Adası civarlarında bulunmuştur. Ünlü Türk arkeolog ve akademisyen Arif Müfis Mansel, eserlerinde Ege ve Yunan tarihini ele almıştır.

Yapılan arkeolojik çalışmalar bize M.Ö 3000’li yıllarda hangi devletlerin hüküm sürdüğünü söyleyemese de o dönemde yaşamış Yunanlılarla ilgili pekçok bilgi edinmemizi sağlamıştır.

Tunç çağı döneminde Ege Bölgesi’nde iki yunan toplumu mevcuttu. Girit adasında yaşamını sürdüren Minos ve günümüzdeki Yunanistan sınırlarının bir bölümüne sahip olan Mikenler. İki toplum ara sıra birbirleri ile çatışsa dahi, aralarındaki ticaret de bir o kadar iyi seviyedeydi. Anadolu’da bulunan Hititler ile de araları oldukça iyiydi.

Demir Çağı ve Dor Göç Akımı

 

M.Ö. 1200’lü yıllara geldiğimizde tarihin en büyük göç akımlarından birisi özellikle Ege ve Anadolu’yu yeni baştan yaratmıştı. Dor göçleri Ege, Anadolu ve Mısır coğrafyasına kadar yayılmıştı. Göç sonrası Mora Yarımadasına yerleşen Dorların, Mikenlerin sonunu getiren uygarlık olduğu söylentisi dilden dile dolaşmaktadır. Birçok tarihçi ve arkeolog tarafından da böyle kabul edilmektedir. Bu göç akımı yalnızca Mikenlerin değil, Hititlerin de sonunu getirmiştir.
Göçler yeni bir gücün doğmasına sebebiyet vermişti: Frigler… Bu göç kavmi Mısır’a kadar ilerlemiş ve dönemin Firavun’u lll. Ramses’in müdahalesi ile çabaları karşılıksız kalmıştı. Dor Göçleri, Tunç Çağı’nı bitirip Demir Çağı’nın başlamasını sağlayan en önemli etkenlerden biri idi. Özellikle de o dönem demire verilen önemin artması yeni bir çağa geçilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Ege ve Anadolu’da yalnızca yer şekli değil, ticari anlamda da büyük değişiklik meydana gelmiştir. Coğrafyanın kaderini değiştiren büyük ve etkileyici bir göç olarak hafızalara kazınmıştır.

Karanlık Çağ ve Yazının Yunan Dünyasına Gelişi

Yunan tarihi hakkında çok fazla bilginin olmadığı dönem Karanlık Çağ olarak adlandırılmaktadır. Bu da yine göç dalgasının etkilerinden biri olarak bilinmektedir. Karanlık Çağ’da iki dönem bulunmaktadır. M.Ö. 1100-900 yılları arasında erken dönem, M.Ö. 900-750 yılları arasına da geç dönem ismi verilmiştir. Erken dönemde bilgi eksikliği oldukça fazladır. Fakat geç döneme geçildiğinde Yunan coğrafyasında alfabenin kullanılışı bilgi elde etme adına oldukça önemli bir gelişme sağlamıştır. Yunan coğrafyasına yakın bir konumda olan Fenikeliler yüz yıllarca alfabeden faydalanmışken, Yunan coğrafyasına bu alfabenin gelmesi neredeyse 500 sene sürmüştür. Bu geç farkedişin ardından Yunanlılar, Fenikelilerin kullandığı alfabeye birkaç sessiz harf ekleyerek kendi alfabesini oluşturmuşlardır.

Birlik ve beraberlik açısından Yunanlılar hiçbir şekilde örnek teşkil edemiyordu. Siyasi olarak oldukça zayıftılar ve sürekli kendi aralarında mücadele ediyorlardı. Bu da Yunanlıların büyük ve sağlam bir devlet kuramamasında büyük rol oynadı. Kent devletleri şeklinde küçük küçük uygarlıklara sahiptiler. Binlerce kent devleti arasından en kudretlisi Atina idi.

Binlerce kent devletinin olması beraberinde kaynak kıtlığını ve hammadde arayışını getirdi. Bu arayış kıyılarda kolonilerin kurulmasına neden oldu. Bu dönemde ise Batı Anadolu’da önemli bir konumda olan Lidyalılar, sikkeyi keşfetmiş ve kendi içerisinde kullanmaya başlamışlardı. Koloniler ise sikkenin Ege ve Yunan coğrafyasına ulaşmasına öncülük etti.

Perslerin Ortaya Çıkışı

Günümüzdeki ülkeler arasından İran’ın yer aldığı topraklar üzerinde yaşamaktaydılar. Med İmparatorluğu’na bağlı olarak yaşayan Persler, Kiros’un etrafında toplanarak Medler’e karşı savaş verdi ve kendi özgürlüklerini ilan ettiler. Medleri yıkan Kiros, M.Ö. 546’da bir darbe de Lidyalılara yaptı ve başkentlerini ele geçirdi. Her geçen gün gelişen bir imparatorluk haline gelen Pers İmparatorluğu, M.Ö. 539 yılında Babil’i de topraklarına kattı. 10 yıl sonra büyük imparator hayatını kaybetti.

Artık imparatorluk oğlu Kambises’e geçecekti. Kambises tıpkı babası gibi başarılı bir strateji izleyerek Mısır’ı topraklarına kattı. Kambises’ten sonra başa geçen l. Dareisos ise gözünü Yunanlılara çevirdi.

Pers-Yunan Savaşları

Perslerin Lidya üzerindeki hakimiyeti Yunan kolonilerini olumsuz etkilemişti. Art arda kazandığı savaşlar ve ele geçirdiği yerler ile birlikte Yunanlılar sıranın kendisine geldiğini içten içe hissetmekteydi. Nitekim M.Ö. 499 ile 449 yılları arasında Persler ile Yunanlılar sık sık çatışma içerisine girmiştir.
Ege ve Yunan tarihi araştırılmaya başlandığında içinden çıkamayacağınız bir girdap gibi sizi içerisine çekiyor ve kendinizi tarihin heyecanlı zamanlarında buluyorsunuz. Eğer siz de Ege ve Yunan tarihine ilgi duyuyorsanız sizlere nacizane tavsiyem Arif Müfid Mansel‘in Ege ve Yunan Tarihi kitabını okumanızdır.

Yorum Yap

Yorum Yap