1. Ana Sayfa
  2. Ege Bölgesi
  3. Ege Bölgesi: Türkiye’nin En Yaşanılır Yeri Hakkında Her Şey

Ege Bölgesi: Türkiye’nin En Yaşanılır Yeri Hakkında Her Şey

Ege bölgesi hakkında her şey

Türkiye’nin %11’ini meydana getiren Ege bölgesi, ismini hemen yanıbaşında olan Ege Denizi’nden almaktadır. Marmara,akdeniz,iç anadolu bölgelerine komşudur. Kendi içerisinde asıl Ege ve İçbatı Anadolu olarak iki farklı kısma ayrılmaktadır. Uşak, Kütahya ve Afyonkarahisar İç batı Anadolu kısmında bulunan şehirlerdendir. Aydın, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla ise asıl Ege kısmında yer almaktadır.

Ege Bölgesi Nüfusu

Diğer bölgelere nazaran nüfus artışı oldukça fazladır. Türkiye’de nüfus yoğunluğu sıralamasında en yoğun ikinci bölge Ege’dir. 1990 senesindeki sayımda 8.2 milyon nüfusa sahip olan bölge, bundan 24 seneki 2014 sayımı sonrasında nüfus 11 milyona yaklaşmıştır. Kırsal kesimlerde yaşayan insan sayısı oldukça azdır. Genellikle bölgede bir kentleşme hakimdir.
Bölgenin nüfus yoğunluğu yöreden yöreye değişmektedir. Dağlık kısımlarda nüfus azken, ovalarda ise durum tam tersidir. Bununla beraber asıl Ege bölgesi nüfus olarak daha fazladır.

Tarihi

Arkeoloji çalışmaları neticesinde bölgede M.Ö. 3000’li yıllara kadar aktif bir yaşantıdan söz edebilmekteyiz. Yunanlıların Ege Bölgesi civarlarında yüzyıllar boyu kurdukları düzen, kurulan kent devletlerinin aralarındaki atışma ve kimi zaman yapılan savaşlar dünya tarihinde oldukça önemle karşılanılan olaylar arasındadır. Demir Çağının başlamasındaki önemli etkenlerden biri olan Dor göçleri, yine Ege Bölgesi etrafında gerçekleşmiş olup, tarihe yön veren olaylardan biri olan bu göç karşısında Ege Bölgesi birinci kaynaktan olaya tanıklık etmiştir. Lidyalıların parayı bulması, akabinde gelişen yeni ticaret anlayışı, konumu gereği Ege’de oldukça fazla hissedilmiştir ve ilk etkilenen bölgelerden biri olmuştur.

Karanlık Çağ Bilgi Akışını Engelledi

Milattan önceki zamanlarda birçok devletin sona ermesine sebep olan Med İmparatorluğu’nun yine bu bölgedeki faaliyetleri de dünya tarihinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ege ve Yunan tarihi, bütün olarak ele alındığında yüzyıllar boyu dünyanın tanık olduğu önemli tarihsel olaylara ev sahipliği yaptığı rahatlıkla görülebilmektedir. Bölge hakkında bilgi akışının en minimal düzeyde olduğu dönemse Karanlık Çağ adı ile anılan dönemdir. Bu süre zarfında yaşanılan olaylar hakkında elde bulunan kaynaklar oldukça yetersizdir. Karanlık Çağ’ın ikiye ayrılan dönemlerinden ilki olan Erken Dönem, bilgi bakımından oldukça zayıftır ve bu konuda tarihçilerin elini kolunu bağlamıştır. Olaylar yorumlanamadığı gibi, tarih meraklılarının hüsrana uğramasına neden olmuştur. Fakat Geç Dönem de Yunanlıların alfabe ile ilgilenmesi sonrası kendi alfabelerini oluşturmaları, yeni bir bilgi kaynağının doğmasını sağlamıştır. Böylelikle, alfabenin oluşturulması Ege ve Yunan tarihi hakkında bilgi edinme sürecine ışık tutmuştur. Med İmparatorluğu’nun başta lidyalılar olmak üzere pek çok uygarlığın sonunu getirmesi dünya tarihinde söz edilen büyük olayların başında gelmektedir.

Binlerce kent devletine sahip olan ve aralarında bir türlü uzlaşamayan Yunanlılar, Med İmparatorluğu’na karşı gerekli mücadeleyi gösterememiştir. Bu mücadele eksikliğinden ötürü Medlere karşı gözle görülür bir zafer elde edilememiştir.

Bölge, tarihin akışını değiştiren pek çok göç, savaş ve çağlar arası değişimlere sahiplik yapmıştır. Tunç ve Demir Çağ arasındaki değişimin en önemli sebebi yine bu bölgede gerçekleşmiştir. 

Tarihe meraklı olan okurlarımız için Arif Müfid Mansel’in yazmış olduğu Ege ve Yunan tarihi eserini tavsiye etmekteyiz. Ege’nin yüzyıllar boyu tanıklık ettiği olayları gün yüzüne çıkartan bu eser, 1940’lı yıllarda yazılmış olup bize bu yıllardan kalan muhteşem bir yapıttır. Yazılı anlamda da oldukça değerli bir mirasdır. Türkiye’nin ileri gelen Arkeologları arasında olan Mansel, aynı zamanda akademisyendir. Yalnızca Türkçe değil Almanca eserleri de bulunmaktadır. Ülkemize arkeoloji dalında yaptığı katkılar hiç kuşkusuz bütün arkeologların ve tarihçilerin takdirini toplamaktadır. 1905 yılında doğan Mansel, 1975 senesinde hayata veda etmiştir. Eserleri bugün dahi günümüz arkeologları ve tarihçilerine ışık tutmaktadır. Çünkü başarılı arkeologlar tarihin bilinmeyen taraflarını gün yüzüne çıkarmakta oldukça iyidir ve doğru bilgiye giden yolda en önemli adımları atan kişilerin başında gelmektedirler. Genellikle maddi açıdan pek bir getirisi olmayan ve daha çok gönüllülük esasına dayanılan arkeologluk, kişinin kendisinden fazlasıyla fedakarlık edilerek yapılan bir meslektir. Meslekten öte bir adanmışlıktır diyebiliriz. 

Yüzey Şekilleri

Ege Bölgesi‘nin asıl Ege kısmını oluşturan unsurlar temel olarak sıradağlar,vadiler, çeşitli yönlere doğru bakan çukurluklardır. Çukurlukların doğu ve batı yönlerinde olması sıradağ imajı vermektedir. Çukurluklardaki batıya bakan kısımlar yakın zamanda gerçekleşen deniz basması ile koy veya körfez şekline bürünmüş ancak zamanla alüvyonlar ile dolup parçalı bir yapıya dönüşmüştür. 2000 metreyi aşan dağ kütleleri görülebilmektedir. Bu dağ kütleleri İçbatı Anadolu kısmında bulunan ortalama 1000 metre kadar olan düzlüklerden daha alçak vaziyette bulunan asıl Ege kısmındaki ovaların üzerinde ihtişamlı bir görüntü sergiler. Yerin temelini Menderes Masifi oluşturmaktadır. Paleozoyik dönemin orta kısımlarında kıvrılmalara maruz kalmış daha sonra aşınma sonucu düzleşmiştir. Fakat Tersiyet Dönemi içerisinde bir kez daha yer şeklindeki olaylara maruz kalınca bu sefer kıvrılamayıp kırılmıştır. Bu kırılmalar ile beraber bahsi geçen çukurlar ortaya çıkmış ve çukurların arasından dağ kütleleri yükselmiştir. Dağ kütlelerin etrafını saran deniz dibindeki tortullar ise kalıp görevi görmüştür.


Batı Anadolu’daki ovalar, çoğunlukla 4. jeolojik zamanında gerçekleşen epirojenik hareketler ile meydana gelmiştir. Bu hareketlerin günümüzdeki dağlık alanları meydana getirdiği bilinmektedir. Aynı zamanda belli başlı çöküntüler oluşmuştur. Oluşan çöküntülerin akarsulara bakan kısmının alüvyonlar ile dolması ovaları meydana getirmiştir.


Bölgede bulunan en önemli ovalar Bakırçay, Küçük ve Büyük Menderes, Gediz, Akhisar ve Balıkesir ovalarıdır. Epirojenik hareketlerin dışında karstik olaylar ile oluşan ovalar da vardır. Denizli, Çivril ve Tavas ovaları karstik olayların neticesinde meydana gelmiştir.

İklim Yapısı

Ege Bölgesi’nde genel olarak Akdeniz iklimi görülmektedir. Akdeniz iklimi daha çok asıl Ege bölümünde görülürken İçbatı Anadolu bölümünde sabit bir iklim bulunmamaktadır. İçbatı Anadolu’nun kuzey kısmında soğukluk hakimdir. Soğukluk, güneyden kuzeye ve batıdan doğuya doğru gidildikçe artar. Ocak en soğuk ay iken yılın en sıcak ayı temmuzdur.

Bitki örtüsü

Kıyı bölgesinden başlayarak 800 metre yüksekliğe kadar maki ile beraber kızılçam ormanları görülmektedir. Makilerin azaldığı bölgelerde garik ismindeki dikenli çalıların sıklıkta olduğu bitki topluluğu vardır. Garik’in yaygın olduğu yerler ise başta İzmir olmak üzere Karaburun Yarımadası ve Bodrum’dur. Ormanlar, asıl Ege bölümü’nün alt kısımlarında bulunan makiliklerin üstünde yer alırken, İçbatı Anadolu bölümü’nde ise step yerlerin üzerinde yer almaktadır. Ege bölgesi’nde yer alan ormanlarda birbirinden farklı meşeler bulunmaktadır. İğne yapraklı ormanlarda bulunan en bilindik meşe türleri karaçam ve kızılçam meşeleridir. Bununla beraber Kozak Dağı’nda ise fıstık çamı oldukça fazladır. Ayrıca Türkiye’deki en fazla çamfıstığı üretimi yapılan yer burasıdır. Kıyılarda bolca zeytinlik bulunur. Turunçgillerse kuzey kesimden gelen soğuk havalara karşı güneyde yer almaktadır. Birçok kokulu bitki, kekik, adaçayı bu bölgede yer almaktadır. Ayrıca kaktüsler de bulunmaktadır.


Ege Bölgesi’ndeki en fazla nüfusu bulunan şehir İzmir’dir. Türkiye’nin İstanbul ve Ankara’dan sonra en fazla nüfusa sahip şehirdir. Ege Bölgesi haritası, coğrafı konumu sebebiyle İstanbul’dan sonra Türkiye’deki en büyük ticaret merkezi buradadır.

Ekonomi

Ekonominin büyük çoğunluğu nüfus, iklim, ulaşım kolaylığı etkisiyle tarımdan oluşmaktadır. Zeytin,üzüm ve Ege’ye özel birçok besin burada yetişmektedir. asıl Ege kısmından İçbatı Anadolu kısmına doğru ilerledikçe, tarım faaliyetleri tahıl ekimi açısından artış gösterir ve hayvancılığa daha fazla rastlanır. Buğday,arpa ve mısır ekimi yapılmaktadır. Buğday çoğunlukla Afyon ve Denizli’de ekilirken, arpa Afyon ve Manisa şehirlerinde ekilir. Ayrıca Ege Bölgesi’nde mısırın en fazla ekildiği şehrimiz Manisa’dır. Pirinç ekimine ovalarda az rastlanır. Özellikle sebze üretimine önem verilmektedir. İklimin elverişli olması sebebiyle domates fasulye gibi birçok sebze bu bölgede yetiştirilir ve diğer bölgelere gönderilir. Baklagil, soğan, patates ve meyvelerden de kavunla karpuz üretimi fazladır.


Sanayi bitkileri açısından Ege Bölgesi’nde tütün ve pamuk başlıca yetiştirilen bitkiler arasındadır. Bölgenin her yerinde üzüm bağlarına rastlanmaktadır. Üzüm ile pekmez ve şarap yapılmaktadır. Türkiye’deki incir ağaçlarının %80’i Ege Bölgesi’nde bulunmaktadır. Bu bağlamda incir ağaçlarının Türkiye’deki kalbi bu bölgedir. Güney kesimlerde portakal ve mandalina yetiştiriciliği fazladır. Portakal Aydın ve Nazilli’De yetişirken, mandalina Bodrum’da yetişmektedir.

HAYVANCILIK

Hayvancılık daha çok İçbatı Anadolu bölümünde yapılmaktadır. Fakat yine de hayvancılığın gelişmiş olduğu söylenemez. Bu bölgede oldukça pasiftir. Özellikle de otlak kesimlerin zaman içerisinde azalmasıyla beraber hayvancılık sektörü git gide küçülmektedir. Genellikle kıyı kesimlerde hayvancılığın yapıldığı Ege Bölgesi’nde kıl ve tiftik keçisi, koyun yetiştiriciliği yaygındır. İç kesimlere doğru gidildikçe sığır ve manda yetiştiriciliği göze çarpmaktadır. Balıkçılık ise bitme noktasına gelmiştir. İzmir Körfezi’nin sularının pis olması bunda en büyük etkenlerden biridir.

YERALTI KAYNAKLARI

Yeraltı Kaynakları bakımından zengin bir yapıya sahipken madenlerin yüzyıllar boyu kullanılmasından ötürü günümüzde bu zenginliğin bir kısmı tükenmiştir. Bölgedeki linyit yatakları Kütahya ve Soma’da bulunmaktadır. Çelik üretimi için kullanılan krom Dağardı ve Dursunbey ocaklarından çıkarılmaktadır.


SANAYİ ETKİNLİKLERİ

Ege bölgesi Türkiye’de Marmara Bölgesi’nden sonra ikinci sırada yer alır. Özellikle İzmir’de toplanmış olan başlıca sanayi kolları arasında dokumacılık, makine ve madeni eşya yapımı, besin sanayisi (un, makarna, konserve fabrikaları), tütün işletmeciliği sayılabilir. Pamuklu, dokumacılık, İzmir’in yanı sıra Aydın, Nazilli, Denizli, ve Uşak’ta gelişmiştir. Yağ sanayisi tesisleri özellikle Edremit-Ayvalık yöresinde, şeker fabrikaları Uşak, Kütahya ve Afyon’da yer alır. Uşak, Kula, Gördes ve Simav’da halıcılık gelişmiştir.

ULAŞIM

Ege Bölgesi’nin ulaşımı oldukça gelişmiştir. Demiryolu hatları sıklıkla kullanılmaktadır. Deniz ticareti İzmir limanı üzerinden yürütülmektedir. Turizm yerleri olarak turistlerin yoğun rağbet gösterdikleri Bodrum, Kuşadası, Datça ve Marmaris limanları mevcuttur. Havayolu bakımından İstanbul’a sık sık seferler düzenlenmektedir.

Turizm

Deniz turizmi avantajı ile her sene çok sayıda turisti bu bölgede misafir etmektedir. Ege Bölgesi Otelleri ve Tatil beldeleri, güneşlenmenin elverişli olması ve çok sayıda gezilebilecek tarihi eserin bulunması Ege Bölgesi’ni turizm açısından en fazla gelişen bölgelerden biri haline getirmiştir. Kuzeyden güneye doğru artan sıcaklıklarla Bodrum’da senelik denize girme süresi 8 aydır.
Yalnızca keyfi olarak değil sağlık açısından da turistlerin ilgi odağı haline gelmiştir. Tatilde sağlığını düşünen turistler için birçok kaplıca mevcuttur.  İzmir’de bulunan Balçova,Dikili, Davutlar, Çeşme ve Şifne kaplıcaları sağlık turizminin kalbi konumundadır. Yine Kütahya’da bulunan Simav-Gediz, Yoncalı, Harlek ve Murat Dağı kaplıcaları turizm açısından önemli gelir kaynakları arasındadır. Ege Bölgesi termal oteller makalemizde otellerin listesi mevcuttur.Turist çeken bir diğer faktör ise travertenlerdir. Pamukkalede çokça bulunmaktadır.

Arkeolojik Bulgular ve Tarihi Eserler

Geçmişten birçok iz barındıran Ege Bölgesi, arkeolojik ve tarihi eserleri ile her sene yerli yabancı binlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir. Özellikle İzmir’de bulunan Efes; Denizli’de Pamukkale;Aydın’da Priene, Didim, Afrodisias ; Bodrum’da Halikarnassos; Datça’da Knidos ve Manisa’da Sart yıkıntıları mevcuttur. Dünyada bulunan 7 harikanın 2’si Ege Bölgesi’nde yer almaktadır. Bunlar Efes Arteis Tapınağı ve Halikarnassos Mausoleion’udur. Bununla beraber birçok tarihi kilise ve tapınak vardır. Selçuk’ta bulunan Meryem Ana’nın Evi ve Sen Jan Kilisesi, Didim’deki Apollon Tapınağı yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiştir.


Gerek coğrafi konumu,iklimi, doğası, yer şekli, turizmi ve gerekse insanı ile bambaşka bir bölgedir Ege. İnsanları anlayışlıdır, yardım severdir. İnsanlar arasında herhangi bir ayrım yapılmaz ve herkes olduğu gibi benimsenir. Saygı, sevgi ön plandadır.Öğrencilerin okumak için gelip daha sonra hayatının geri kalanını burada idame ettirmeyi planladığı yerdir. Klişelere yerleşen emekli olunca Ege Bölgesi’ne yerleşme fikri de buranın güzelliklerinden ötürü söylenmektedir.

Yorum Yap

Yorum Yap